2013 yılında bir Facebook sayfası, her iletisi ile takip edenlerinin yüzde 12’sine ulaşıyordu.

Bir yıl sonra, 2014 yılında, sadece yüzde 6’sına ulaşmaya başladı.

Bugün, 2018’de bu oran yüzde altıdan çok daha düşük. Bu, şu anlama geliyor. Organik bir Facebook iletisi, platformdaki 100 takipçiden sadece beş veya daha azına ulaşıyor.

Bu sosyal medyada organik erişimin sonu mu?

Sanmıyorum.

Evet, sosyal medyada organik erişim son yıllarda düşüşe geçti. Fakat ben bu konuda daha iyimserim ve organik erişimin hala mümkün olduğunu düşünüyorum. Neden mi? Çünkü kendimiz de dahil birçok şirketin sosyal medyada organik erişiminin son yıllarda arttığına şahit oldum.

Nasıl mı? Birlikte araştıralım.

Sosyal Medyada (Hâlâ) Nasıl Organik Erişim Sağlanır?

1 – SOSYAL MEDYA ALGORİTMALARINI ANLAYIN VE SÜREKLİ TRENDLERE UYUN

Sosyal medyada organik erişim, kullandığınız platformun algoritmasına çok bağlı.  Kişilerin haber akışında neyi göreceğini algoritma belirliyor. İşte tam da bu yüzden algoritmanın nasıl çalıştığını öğrenmek, organik erişimi artırmak için anahtar bilgi niteliğinde.

Algoritma dinamik bir değişken ve kullanıcı ne görmek isterse onu önüne çıkarmak için durmadan gelişir. Örneğin, sadece 2018’in ilk yarısında, Facebook haber akışında beş köklü değişikliğe gitti (muhtemelen kamuoyuna açıklamadığı birçok küçük değişiklik de mevcut).

Peki, sosyal medya platformlarında algoritma nasıl işliyor?

Facebook algoritması

Facebook algoritması, kişilerin önüne düşecek iletileri belirlerken dört ana veriden faydalanır: Envanter, sinyaller, tahminler ve ilgi düzeyi.

Facebook haber akışı ile ilgili 2018’de yaptığımız derinlemesine analizde biz PR ve marka geliştiricilerin erişimi artırmak için sinyallere odaklanması gerektiğini tespit ettik. Daha aktif etkileşimler, paylaşımlar, yorumlar ve reaksiyonlar bir iletinin daha çok kişi tarafından görülmesini sağlıyor.

Hedef kitlenizi birbirine bağlayan veya doğal olarak anlamlı etkileşimler yaratan içerik yayınlayarak (ör. Facebook Live) veya bir Facebook Grubu aracılığıyla bir niş topluluğu oluşturarak, daha yüksek bir organik erişim elde edebilirsiniz.

Instagram algoritması

Instagram yakın zamanda kişilerin neyi göreceğini belirlerken üç ana veriden faydalandığını açıkladı.

  • İlgi alanları: Instagram kişilerin ilgisini çekeceği düşündüğü gönderileri, zaman akışında en üstte gösterir.
  • Güncellik: Yakın zamanda gönderilen iletiler, daha eski tarihli iletilere kıyasla daha yüksek görünme oranına sahiptir.
  • İlişkiler: Kişilerin yakın zamanda etkileşim halinde bulundukları hesapların gönderileri daha üstte çıkar.

Bunun dışında Instagram’ın bir iletiyi gösterirken faydalandığı üç küçük etken daha vardır.

  • Frekans: Instagram kişinin oturumu son açmasından bu yana en iyi iletileri gösterme eğilimindedir.
  • Takip ettikleri: Eğer kişi çok fazla Instagram hesabı takip ediyorsa, Instagram olabildiğince geniş bir skala oluşturmaya çalışır.
  • Kullanım: Instagram kişilere en iyi iletiyi göstermek ister. Eğer kişi uzun zamandır Instagram’da geziniyorsa kendisi için daha az ilgi çeken veya daha alakasız şeyleri gösterir.

Eğer Instagram algoritması ile ilgili daha çok şeyi merak ederseniz bu konudaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Twitter algoritması

Twitter zaman akışı kronolojik sırada gibi görülse de kişilerin daha çok ilgilenebileceğini düşündüğü tweetlerin algoritma sayesinde gösterildiğini görebiliriz. Facebook’ta olduğu gibi her tweet belli bir alâka düzeyi ve buna ilişkin puanlamaya dayanıyor. Bu sistemin temeli ise Twitter’ın kişiye uygun tweetler mantığı üstüne kurulu. Twitter’ın bu konuda açıklaması şöyle;

  • Tweetin kendisi: Ne kadar yeni olduğu, içinde barındırdığı medya (görsel veya video) ve aldığı tüm etkileşim (retweetler, tıklanma sayısı, beğenilme sayısı ve okumak için ayrılan zaman).
  • Tweeti gönderen: Kişinin, tweeti gönderen kişi ile geçmişteki etkileşimleri ve aralarındaki iletişimin kuvveti.
  • Siz: Geçmişte etkileşime girdiğiniz tweetler ve Twitter’ı hangi sıklıkla, ne kadar yoğun kullandığınız.

Alâka düzeyi sonrasında, atılan tweet kullanıcı zaman akışında üç düzeyden birisinde kendisine yer bulur.

  1. Derecelendirilmiş tweetler (Yakın zamanlı alâkalı tweetler)
  2. Gözden kaçırma ihtimalinize karşı (Daha geçmiş tarihli tweetler)
  3. Kronolojik sıralı tweetler

Anlaşıldığı üzere Twitter algoritması, daha çok etkileşim alan tweetleri daha öne çıkarma üstüne kurulu. Peki Twitter etkileşimlerini daha da artırmak ve organik erişimi daha da yükseltmek için neler yapmalı?

2 – DAHA AZ AMA DAHA İYİ GÖNDERİLER

“Çok büyük isimlerle yarışma şansım yok. Daha az makale yayınlamalıyım ve onların iyi olmasını sağlamalıyım.” Bored Panda’nın kurucusu Tomas Banišauskas WIRED’a bu açıklamayı yapıyor.

2016 yılında Bored Panda aylık ortalama 17 milyon ziyaretçi aldı. Bu sayı Ekim 2017’de 116 milyona yükseldi. Bunun Facebook’dan organik erişimle gelmiş olması daha da dikkat çekiciydi. Banišauskas ve ekibi bunu nasıl yaptı?

Daha az ama daha iyi gönderi

Rakipleri Facebook algoritmalarının zayıflıklarından clickbait kullanarak faydalanırken, takipçi sayısını bu yöntemlerle artırırken Banišauskas bu konuda bir strateji belirleme kararı aldı. İnsanlara kaliteli içerik sunmanın önemine inanıyordu, üstelik bu normalden çok daha az sayıda paylaşım olsa bile.

NewsWhip’e göre Bored Panda’nın geçen Ekim ayında Facebook Sayfaları arasında en çok etkileşim alan içerik sağlayıcılarından birisi olmasının sırrı da bu. Bored Panda ayrıca LinkedIN ve Pinterest’te de en çok etkileşim alan içerik sağlayıcılardan biri olarak görülüyor. Böylece daha az fakat daha kaliteli içerik paylaşarak Facebook algoritmasında yaşanan değişiklikten çok etkilenmedi, etkileşim ve organik erişim sorunu yaşamadı. Daha da ilginç olan WIRED’da yer alan açıklamalarına bakıldığında Banišauskas “diğer siteler trafik kaybederken biz daha çok kazandık” görüşünde.

Daha az benzer fakat daha iyi bir strateji ile birlikte 2017 yılında Facebook erişim sayımızı üç kat artırdık.

Yüzden fazla içeriğimizin takipçilerimizin yüzde ikisinden daha azına eriştiğini fark ettiğimizde, ileti gönderme frekansımızı yarıdan fazla azalttık ve sadece en iyi içeriklerimizi paylaşmaya karar verdik. Bu bizi daha kaliteli içerik paylaşmak için düşündürmeye başladı ve Facebook erişimimizi de artırdı.

Eğer siz de benzer bir strateji uygulamak istiyorsanız, deneyebileceğiniz birkaç öneride bulunabiliriz:

  • Günde sadece bir veya iki içerik göndermeyi deneyin.
  • Her gün için sadece en iyi içeriğinizi gönderin.
  • Asla clickbait yapmayın.
3 – KULLANICI TARAFINDAN OLUŞAN İÇERİKLERDEN KÜRASYON YAPIN

Sosyal medya yöneticimiz Brian Peters, 2015’den 2016’ya kadar geçen sürede Instagram kullanıcı sayımızı 4 bin 250’den 21 bine çıkardı. Yüzde dört yüzlük mükemmel bir artış.

Peki sırrı neydi? Kullanıcı tarafından oluşan içerik.

Kullanıcı tarafından oluşturulan içeriği anlatmanın en kolay tanımını Brian “markalar, web’de kullanıcılar tarafından oluşturulan en iyi içerikleri orijinal biçimi ile kendi sosyal medyalarında paylaşarak kullanıcılarını da sürece dahil ediyor” şeklinde yapıyor.

Bu; REI, Birchbox ve Fedex gibi firmaların markaları için uyguladığı stratejinin aynısı.

Bu stratejiyi nasıl uygulamalı?

Başlamak için iyi noktalardan birisi kullanıcıların fotoğraflarını gönderebilecekleri veya markanız ile hashtag oluşturabileceği bir yarışma yapmak ve ödüller vermek olabilir. Kendi hesabınızdan kullanıcıları etiketleyerek bu paylaşımlar için onları daha fazla motive edebilirsiniz.

Bu tip bir yarışma, re-post için yeterince fotoğraf ve bir momentum yakalayana kadar birkaç hafta ila bir iki ay arasında sürebilir. Bu zaman diliminde markanızın hashtaginin olduğu Instagram postlarını arayarak onları re-post etmeniz de kazanç sağlayacaktır.

Kullanıcı tarafından oluşturulan içerikteki bir sonraki adım büyük öneme sahip. Paylaşımı yapan kişiye mutlaka ulaşmalı ve onu re-post yapmadan önce çalışmasını kullanmak için izin almalısınız.

Kullanıcının paylaşımını kendi profilinizde yayınlanırken, kullanıcıya da atıfta bulunmanız gerekmektedir. Bu konuda şu kalıplardan faydalanabilirsiniz:

  • Fotoğraf: @kullanıcıadı
  • Regram: @kullanıcıadı
  • : @kullanıcıadı

Kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler hakkında daha fazla bilgi almak istiyor ve bazı örneklerle araçlardan faydalanmak istiyorsanız, bu blog  gönderisi size katkı sağlayabilir

4 – GRUPLARA YATIRIM YAPIN

Takipçilerinizin markanızı anlatan başlıklar hakkında yapıcı fikirlerini paylaştığı, kendisini marka ile özdeşleştirdiği yani sadece gönderilerinizi beğenmediği bir yapı hayal edin.

Vox’ın The Weeds Facebook grubunda yaptığı şey bu. Private ve haftada iki podcastin yer aldığı 18 bin kişilik bir grup bu. Bu kişiler son 1 ay içinde yüzden fazla yeni gönderi paylaştı.

Niş ve daha aktif sosyal medya gruplarına yönelik, dünyanın en büyük sosyal medya ağı Facebook’un şöyle bir eğilimi söz konusu; insanlara bir komünite inşa etme ve dünyayı birbirine yaklaştırmak için güç vermenin yolunu açması. akın zamanda sosyal medya grupları, organik erişim için sosyal medyanın en önemli kanalı olabilir. İyi organize edilip yönetilen aktif sosyal medya gruplarında kullanıcılar peşi sıra paylaşımlar ve yorumlar yapar. Sosyal medya sistemlerinin algoritmaları daha çok etkileşim alan iletileri öne çıkarma eğiliminde olduğu için, gruplarda konuşulan konuların kişilerin önüne düşme ihtimali daha yüksektir. Yani daha çok organik erişim.

(Facebook gruplarının daha fazla organik erişime sahip olup olmayacağı konusunda somut bir veriye sahip değilim. Eğer bu konuda bir çalışma biliyorsanız veya bir anekdot varsa elinizde benimle paylaşırsanız sevinirim)

Bir Facebook Grubu’na sahip olmanın sosyal medyada organik erişimi artırması hakkında kesin bir şey söyleyemesek de sosyal medya etkileşimini artıracağı yönünde önemli kanıtlar var. Bir Facebook grubundan bahsederken Vox, grup üyelerinin iletileri ve ilginç makaleleri paylaştığı, sorular sorduğu ve birbirlerini destekledikleri bir yapıya sahip olduğunu yazıyor. Hatta gruptaki tartışmalar zaman zaman grubun önüne geçiyor. Grupta üyelerle yapılan bir anketin sonucu Vox’un web sitesinde haber oluyor, bir diğer anket Facebook canlı soru cevap kısmına taşınıyor ve bazı üyeler Eski Amerikan Başkanı Barack Obama ile yapılan röportaja katılıyor.

Eğer bir Facebook Grubu veya LinkedIn Grubu kurmayı düşünüyorsanız bu konuda bazı yazılarımız size yardımcı olabilir.

Not: Küçük bir ipucu: Haber odaları ve yayıncıların sosyal medyada neler yaptığını gözlemleyin. Web siteleri için erişim sayısı ve yönlendirme trafiği onlar için büyük öneme sahiptir, bu yüzden algoritmadaki değişiklikleri çok çabuk hayata geçirirler. Örneğin, Facebook Grupları şu dönem, yayıncılar için büyük öneme sahiptir.

5 – YENİ SOSYAL MEDYA AĞLARINI TEST EDİN

Musically ya da Tik Tok’u duydunuz mu?

Eğer haberiniz yoksa ben de bu araştırma öncesi sizin gibiydim. Aslında bu konuda yalnız da değiliz. Musically video yaratıp canlı yayın yaptığınız ve Business Insider tarafından “muhtemelen hiç duymadığınız en popüler sosyal medya uygulaması” diye tanıtılan bir platform. (Musically süreçte Tik Tok ile birleşti)

Altı büyüklerin yanında (Facebook, Instagram, Twitter LinkedIn, Pinterest ve Snapchat) birçok yeni sosyal medya platformu dünyanın pek çok yerinde kullanıcılar tarafından tercih ediliyor. Bu tip bir platforma çok popülerleşmeden önce girmek, şüphesiz markanız için büyük bir avantaj getirecektir.

Örneğin Coca Cola 2016 yılında Musically için bir sosyal medya kampanyası başlattı. Bu hamle böyle bir platformda, bir markanın ilk girişimiydi. Kullanıcıların  Coca Cola şişelerinde bulunan şarkıları Musically videosu halinde paylaşmaları istendi. Kampanyada 900 bin’den fazla Musically videosu paylaşıldı ve bunlar 134 milyon izlenme sayısına ulaştı. #ShareaCoke hashtagi de bu platform için en çok kullanılan başlık olma özelliğini kazandı.

Geçtiğimiz yıl, blog postlarımızı Flipboard’da paylaşarak biz de ufak çaplı başarılar elde ettik. Flipboard blog başı 1000 ila 3000 ziyaretçi gelmesini sağladı. Daha da ilginç olanı blogları paylaştığımızda Flipboard’da yaklaşık 2 bin takipçimiz vardı.

Bu hemen Tik Tok ve Flipboard’da hesap açmanız gerekiyor anlamına gelmiyor. Ancak yeni ve en azından adı biraz da olsa duyulan sosyal medya platformlarına zıplayıp orada markanızla ilgili bazı çalışmalar yapmak fayda sağlayabilir. Belki bu Tik Tok’dur belki de Flipboard ya da bambaşka bir şey. Araştırmayı düşünebileceğiniz birkaç örnek sunmak gerekirse;

  • Vero – Reklamsız ve ters kronolojik sosyal medya uygulaması
  • Tik Tok (Douygin) – Müzik video ve sosyal medya platformu
  • Amino Apps – Niş komünitelerin yer aldığı bir platform
  • AnchorPodcast ve kısa sesli paylaşımların yer aldığı sosyal platform
  • Flipboard – Haber kürasyon platformu
  • Medium – Online yayıncılık platformu

Organik Erişime Nasıl Ulaşacaksınız?

Sosyal medyada organik erişimin bittiğine inanmıyorum. Hatta bu konuda bazı ön yargılarım olduğunu bile fark ettim. Birçok marka, organizasyon ve yayıncı büyük sosyal medya platformlarındaki değişikliği yakından izliyor ve yeni yükselen sosyal ağlara uygun bir politika belirliyor. Bu firmaların başarıları, bizim de benzer bir ilgi gösterirsek değişimlere ayak uydurabileceğimizin ve yeni fikirleri uygulayabileceğimizin kanıtıdır.

Belki bu kadar aşırı rekabetin ortada olduğu sosyal medya platformları için bunu sormak tuhaf gelebilir ama denemeye değer. Sosyal medya platformunuzda organik erişimi nasıl sağlıyorsunuz? Bu blogu okuduktan sonra ne gibi deneyimleri bizimle paylaşmayı düşünürsünüz? Eminim bizi okuyanlar bu konuda çok mutlu olacaktır.

Bu yazı Emre Saklıca tarafından çevrilmiştir. 

 

İçeriklerimize destek olun!