Türkiye’de ve dünyadaki geçmiş kriz anlarında da deneyimledik ki, sosyal medyanın hızı hem iyi hem de kötü sonuçlar doğurabiliyor. Ancak doğru kullanılması durumunda doğal afetler ya da terör saldırıları gibi durumlarda sosyal medya gerçekten de bir can kurtaran rolünü üstlenebilir. Böyle durumlarda Twitter ve Facebook tarzı mecralar, insanlar doğru bilgileri verdiği müddetçe sevdiklerinizle ve özellikle de acil durum çalışanlarıyla iletişim kurmanız için gerekli bir araç haline gelebiliyor. Örneğin 2017’de ABD’de Harvey Kasırgası sırasında insanlar 911’e ulaşamadıkları zaman, yetkilileri Twitter, Facebook ve hatta NextDoor’u kullanarak yönlendirdiler. Yine ona benzer bir şekilde Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda şahit olduğumuz terör saldırılarından sonraki süreçte sosyal medya, kan bağışları ya da kayıp bulma gibi hayati durumlarda oldukça işe yaradı.

Yalan haberin her türlüsü kötü, ancak yukarıda belirttiğimiz gibi oluşan kriz anlarında buna maruz kalmak hem kötü, hem de hayati bir durum varsa telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabiliyor. Örneğin halen gündem olan Florence Kasırgası’ndan bahsedelim. Kasırga bu hafta Amerika Birleşik Devletleri’nin Doğu Sahili’ne yaklaştıkça, insanlar ciddi ciddi su baskınlarının oluşturduğu göletlerde köpekbalıklarının gezdiğiyle ilgili sahte haberleri dolaşıma sokmaya başladılar. Halbuki Floransa’da köpek balığı bulunmuyor. Hatta bu yalan haberlerin üzerine Washington Post sırf bu yüzden sosyal medyada dolaşan yalan haberleri listelemişti.

Yine Türkiye’de de yakından şahit olduğumuz üzere, özellikle kriz anlarında sosyal medyada herkesin yayıncı potansiyelinin olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu yüzden aslında attığımız her tweet ya da ettiğimiz her retweetimizin olayları etkileme ve yönlendirme gücü var. Özellikle de çok takipçili bir hesapsak. Yayıncılar gibi, sosyal medya kullanıcıları olarak bizlerin de kriz anında belli sorumlulukları var. İşte bir kriz anında yapmamız gereken bazı şeyler:

Tweet/Retweet’lemeden önce düşünün

Eğer amacımız kriz esnasında neler olup bittiğiyle ilgili bilgi almaksa, sosyal medya bunun için iyi bir seçenek olmayabilir. Çünkü asılsız ve teyit edilmemiş ‘Flaş haber!’ Başlıklı haberlerin birer birer ortaya çıkması ve insanların neler olup bittiğini bir araya getirme çabaları kaçınılmaz olarak ister istemez yanlış ve eksik bilgiyi dolaşıma sokuyor. Türkiye’de bir doğalgaz patlamasından sonra neler olduğunu henüz anlama aşamasında olan sosyal medya kullanıcılarının bomba patladığına dair tweetleri yaydığını hatırlayalım.

Ancak tüm bunlara rağmen, önümüze doğru ya da yanlış farketmiyor, önümüze haber değeri olan bir şey çıktığında biraz da sıcaklığıyla kendimizi Twitter ve Facebook’tan koparıp o haberden uzaklaştırmak zor olabiliyor, bu oldukça da anlaşılır bir şey. Ancak bunun karşısında unutmamamız gereken şey, olaya dair attığımız tweetlerin saniyeler içerisinde onbinlerce kişiye ulaşabilme ve o dakikadan sonra müdahale edememe olasılığı. Önünüze düşen haberleri eleştirel bir gözle okuyun ve izleyin. Bunu profesyonel olarak yapmak isterseniz sizlere Teyit.Org’un güzel yöntemler önerdiği Doğrulama El Kitabını önerebilirim. Retweetlemeden önce gerçekten çok iyi düşünün. Çünkü böylesi durumlarda yapabileceğiniz ve önüne geçemeyeceğiniz en kötü şey insanları yanlış bilgilendirmek olur.

Bu yüzden bir şeyi yayınlayacaksak, öncelikli olarak kaynağın güvenilir olduğundan emin olmamız gerekiyor. “Benim arkadaşım yalan haber yaymaz” diyerek güvenmek oldukça yanlış. Çünkü söz konusu yalan haber yayma eylemi, çoğu zaman bilinçsizce farkında olmadan yapılıyor. Örneğin sorumlu gazeteciler, bilgiyi yayınlamadan önce mutlaka kaynaklarına danışıp haber ile ilgili teyit alırlar. Sosyal medya kullanıcıları da aynen bu refleks ile hareket edip, kriz anlarında zaten kötü olan ortamı daha da kötüleştirmekten kaçınmalıdır.

Video ve görüntülere dikkat edin

Bir metin haberi paylaşmanın yanı sıra, olay ile ilgili herhangi bir görüntüyü paylaşmadan önce de eğer mümkünse kimin paylaştığını kontrol edin ve paylaşanların güvenilir bir kaynak gösterip gösteremediklerinden emin olun. Türkiye’deki gerek toplumsal olaylar, gerek terör saldırıları gerekse doğal afet deneyimlerimizde gördük ki, Floransa’da arabanın yanında köpek balığı yüzmesinden çok daha kötü olan yalan haberleri paylaşma geçmişimiz var. Şunu hiç unutmamamız gerek. Twitter dediğimiz ortam, 500 tane insanla yüzyüze temas kurduğunuz bir ortamdan yüzlerce kat daha akışkan. Gezi direnişinde, panzerlerin bir göstericiyi ezdiği yalanının çok kısa zamanda milyon tane insana ulaştığını unutmayalım.

Link paylaşırken bağlantının güncelliğini kontrol edin

Örneğin afet esnasında eğer işe yarayacağını düşündüğünüz bir bilgi ile karşılaşırsanız, muhtemelen insanlara faydalı olacağı düşüncesiyle paylaşmak isteyeceksiniz. Bu durumda linki paylaşmadan önce ilk olarak bağlantının durumunu kontrol edin, eğer bağlantı açılır durumdaysa da haberin güncelliğini kontrol edin. Çünkü böyle bir kriz durumunda linkler ve haberler sürekli hızlı bir şekilde güncellendiği için farkında olmadan eski bir bilgiyi paylaşıyor olabilirsiniz. Demem o ki, bir linki hiç kontrol etmeden paylaşırsanız emin olun ki çok büyük bir ihtimalle dezenformasyon yaymaya başlayacaksınız.

Güvenilir hesapları takip edin

Yalan haberlerin sürüyle kol gezdiği hashtagleri takip etmek yerine, kriz anında faydalanabileceğiniz yerel haber merkezlerinin (mavi tickli doğrulanmış olması daha iyi olur) bir listesini hazırlayın. Çünkü özellikle doğrulanmış merkezlerden gelen bilgi, diğer insanların yaydığı bilgilere oranla daha güvenilir olacaktır. Buna imkanınız yoksa hiç değilse kurumlardan doğrulanmış olan müdahaleye hazır telefon numaralarını paylaşmak en mantıklısı olacaktır. Çünkü birçok polis ve resmi görevliler dahil kurtarma çalışmalarını desteklemek amacıyla sosyal medyayı kullanıyor. Eğer buna da ulaşamadıysanız lütfen olaya dair herhangi tweet/retweet’lemeyin ve izleyici pozisyonunuzdan dışarı çıkmamaya çalışın.

Purdue Üniversitesi’nde Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Profesörü olan David Ebert, kullanıcıların yardıma ihtiyacı olan kişileri daha hızlı bulabilmesi için Sosyal Medya Analizi ve Raporlama Araç Seti (SMART) adlı bir araç geliştirdi. Bu araç gelecek yıla kadar ticari olarak kullanılamayacak olmasına rağmen, resmi birimler ve kurtarma birimleri denemek üzere şu anda bu araca ücretsiz erişim talebinde bulunabilir. SMART, kısmen doğruluğu teyitlenmeyen bilgileri filtrelemek ve bilgi kirliliğini azaltmak için gerekli bir araç. Çünkü şöyle bir durum da var, krizle ilgili bilgi miktarı, sosyal medyada izlemeyi ve takip etmeyi imkansız kılacak kadar fazla olabilir.

İnsanları panikletmeyin

Olur ya gazetecisinizdir ve elinize bir polis telsizi geçmiştir. Sorumlu gazeteciliğin temel ilkelerinden biri, ortalığı tabir-i caizse velvereye vermemektir. Bir sosyal medya kullanıcısı olarak gerçek bilgiye erişseniz bile, gereksiz paniği teşvik etmekten de kaçınmalısınız.

Bir olaya dair duyduğunuz her şeyi anında tweet atmak isteyebilirsiniz ancak farkında olmadan insanlara doğru bilgi vermekten ziyade onları çok daha fazla paniğe sevk ediyor olacağınızı unutmayın. Bir haberi kontrol etmeden 50 bin takipçili hesabınızdan paylaşmanızla, bu yaptığınız arasında inanın hiçbir fark yok.

Yalan habere maruz kalmanın yarattığı tahribat, en başta belirttiğim gibi hangi durumda maruz kaldığınıza göre değişkenlik gösterebilir. Ortada herhangi bir kriz yokken saçma sapan belki tarihsel belki ülke ile ilgili bir iddianın ortaya atılması da bir çeşit tahribat yaratabiliyor. Dezenformasyon ile dolu bir atmosferde Teyit.Org’un doğrulamak zorunda bırakıldığı bilgilere bir göz atın. Sizce hangisi acil durumlarda işimize yarayacak? Muhtemelen hiçbiri. Ancak Türkiye’de bu durum öylesine normalleştirilmiş, öylesine bizden biri olmuş ki, haber doğrulama platformları bunları doğrulamaya ancak yetişebiliyor.

Kısaca toplayacak olursak, paylaşmayı düşündüğünüz bilgileri öncelikle kendi eleğinizden geçirin ve hem kendinize hem de sizi takip eden insanlara faydalı olun.

İçeriklerimize destek olun!